adjective

luxurious

lüks, gösterişli, zengin

They stayed in a luxurious hotel suite.

Lüks bir otel süitinde kaldılar.

She enjoys a luxurious lifestyle.

Lüks bir yaşam tarzından hoşlanıyor.

((luxurious + isim)) lüks bir ... They bought a luxurious car.

Eş anlamlılar: lavish, opulent, sumptuous (gösterişli); Zıt anlamlılar: simple, plain, basic (sade)

Latince 'aşırılık, savurganlık' anlamına gelen 'luxuria' kelimesinden, o da 'aşırılık' anlamına gelen 'luxus'tan gelir.

Kulağa 'lüks' kelimesi gibi geliyor. Çok konforlu ve pahalı bir şeyi tanımlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.