noun

apprehension

endişe, kaygı, tutuklama, anlama

He felt a sense of apprehension before the exam.

Sınavdan önce bir endişe hissetti.

The apprehension of the suspect was swift.

Şüphelinin tutuklanması hızlı oldu.

Her apprehension of the complex theory was impressive.

Karmaşık teoriyi anlaması etkileyiciydi.

((bir endişe duygusu)) bir kaygı hissi Bir endişe duygusu hissetti.

((sth. hakkında endişe)) bir şey hakkında kaygı Gelecek hakkında endişe var.

((sb. tutuklanması)) birinin yakalanması Şüphelinin tutuklanması hızlıydı.

Eş anlamlılar: anxiety, fear, arrest, understanding; Zıt anlamlılar: confidence, calm

Latince 'apprehendere' (yakalamak, kavramak) kelimesinden gelir. 'ap-' (yönelme) + 'prehendere' (tutmak). Hem bir fikri 'kavramak' hem de bir kişiyi 'yakalamak' ile ilgilidir.

Zor bir fikri 'kavramak' (apprehending) 'endişeye' (apprehension) neden olabilir. Ayrıca polis suçluları 'tutuklar' (apprehend).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.