verb

make

yapmak, yaratmak, ettirmek, kazanmak

I will make a cake.

Bir kek yapacağım.

This music makes me happy.

Bu müzik beni mutlu ediyor.

Don't make me go there.

Beni oraya gitmeye zorlama.

He makes a lot of money.

O çok para kazanıyor.

((sth.)) (bir şey) yapmak I will make a cake.

((sb./sth.)) ((adjective)) (birini/bir şeyi) (sıfat) yapmak This music makes me happy.

((sb.)) ((verb)) (birini bir şey) yapmaya zorlamak Don't make me go there.

Eş anlamlılar: create (yaratmak), produce (üretmek), build (inşa etmek); Zıt anlamlılar: destroy (yok etmek), break (kırmak)

Eski İngilizce'de 'yapmak, şekillendirmek, inşa etmek' anlamına gelen 'macian' kelimesinden gelir.

Çok temel ve çok yönlü bir fiil. Kek veya model gibi bir şeyi ellerinizle 'yaptığınızı' düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.