verb

makes

yapmak, üretmek, neden olmak

She makes her own clothes.

Kendi kıyafetlerini yapıyor.

The sound makes me nervous.

Bu ses beni gergin yapıyor.

He makes a lot of money.

O çok para kazanıyor.

((sb.)) makes ((sth.)) (birisi) (bir şey) yapar He makes beautiful chairs.

((sth.)) makes ((sb.)) ((adjective)) (bir şey) (birini) (bir şekilde) hissettirir This music makes me happy.

((sb.)) makes ((sb.)) ((verb)) (birisi) (birisine) (bir şey) yaptırır My mom makes me clean my room.

Eş anlamlılar ('make' için): create, produce, cause; Zıt anlamlılar: destroy, unmake

Eski İngilizce 'macian' kelimesinden gelir. 'makes', üçüncü tekil şahıs geniş zaman için -s eki almış halidir.

'He/She/It makes' şeklinde hatırlayın. 's' takısı tekil özneler için kullanılır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.