noun

means

araç, yol, yöntem, servet

We need a means of transportation.

Bir ulaşım aracına ihtiyacımız var.

He is a man of considerable means.

O, hatırı sayılır bir servete sahip bir adam.

This is a means to an end.

Bu, amaca ulaşmak için bir araçtır.

a means of ((sth./-ing)) (bir şeyi yapmanın) bir yolu A bicycle is a good means of transportation.

a means to an end amaca giden bir araç For him, the job was just a means to an end.

Synonyms: method, way, resources, wealth

Orta İngilizce'de 'ara' veya 'araç' anlamına gelen 'mene' kelimesinden türemiştir. Tekil ve çoğul formları aynıdır.

'means' kelimesinin her zaman 's' ile bittiğini, ancak tekil ('a means') veya çoğul ('many means') olabileceğini unutmayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.