adverb

meantime

bu arada, o esnada

The meeting is at 3. In the meantime, let's have lunch.

Toplantı saat 3'te. O zamana kadar öğle yemeği yiyelim.

Meantime, the situation was getting worse.

Bu arada durum daha da kötüleşiyordu.

in the meantime, ((clause)) bu arada, ((cümlecik)) The meeting is at 3. In the meantime, let's have lunch.

Eş anlamlılar: meanwhile, in the interim

'mean' (orta) + 'time' (zaman) kelimelerinden. Kelimenin tam anlamıyla 'orta zaman'.

Bunu iki olay 'arasındaki zaman' olarak düşünün. En yaygın olarak 'in the meantime' ifadesinde kullanılır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.