verb

mediate

arabuluculuk yapmak, uzlaştırmak

A lawyer was hired to mediate the dispute.

Anlaşmazlığa arabuluculuk yapması için bir avukat tutuldu.

He tried to mediate between the two angry friends.

İki kızgın arkadaş arasında arabuluculuk yapmaya çalıştı.

((sth.)) (-e) arabuluculuk yapmak A lawyer was hired to mediate the dispute.

((between sb. and sb.)) (... ile ... arasında) arabuluculuk yapmak He tried to mediate between the two angry friends.

Eş anlamlılar: arbitrate, conciliate, negotiate; Zıt anlamlılar: instigate, provoke

Latince 'ortada olmak' anlamına gelen 'mediare' fiilinin geçmiş zaman ortacı olan 'mediatus'tan gelir, kökü 'medius' (orta).

'Mediate' etmek, bir sorunu çözmek için iki karşıt taraf arasında 'aracı' (medium) veya ortadaki kişi olmaktır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.