noun

merit

liyakat, erdem, değer, meziyet

The plan has some merit.

Planın bazı değerli yönleri var.

She was promoted on merit.

Liyakatle terfi etti.

We will judge each case on its own merits.

Her davayı kendi esasına göre değerlendireceğiz.

değeri olmak değerli olmak The plan has some merit.

on merit liyakate göre She was promoted on merit.

Eş anlamlılar: değer, liyakat, erdem; Zıt anlamlılar: kusur, eksiklik

Latince `meritum` (hak edilen şey) kelimesinden, `merere` (kazanmak, hak etmek) fiilinden gelir.

Türkçe'deki 'memur' kelimesiyle bir bağlantı kurun; bir memurun liyakat (merit) sahibi olması beklenir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.