noun

messenger

haberci, ulak, kurye

A messenger delivered the package this morning.

Bu sabah bir kurye paketi teslim etti.

He was the messenger of bad news.

Kötü haberlerin habercisiydi.

a messenger ((of sth.)) (bir şeyin) habercisi He was the messenger of bad news.

Eş anlamlılar: kurye, taşıyıcı, ulak

'message' (mesaj) + '-er' (bir işi yapan kişiyi belirten ek) kelimelerinden gelir. Yani, kelimenin tam anlamıyla 'mesaj taşıyan kişi'.

Telefonunuzdaki anlık 'mesajlaşma' uygulamasını düşünün; bu, bir mesajı ileten kişinin işini yapan modern bir araçtır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.