noun

misery

sefalet, perişanlık, ızdırap

The war brought misery to thousands of people.

Savaş binlerce insana sefalet getirdi.

He lived in misery after losing his job.

İşini kaybettikten sonra sefalet içinde yaşadı.

sefalet içinde yaşamak çok mutsuz bir hayat sürmek İşini kaybettikten sonra sefalet içinde yaşadı.

((birine)) sefalet getirmek ((birinin)) acı çekmesine neden olmak Savaş binlerce insana sefalet getirdi.

Eş anlamlılar: ızdırap, sıkıntı, mutsuzluk, acı; Zıt anlamlılar: mutluluk, neşe, zevk

Latince 'miseria' (sefalet) kelimesinden, o da 'miser' (sefil) kelimesinden gelir. 'miserable' ile aynı kökü paylaşır.

'Acısına son vermek' (put someone out of their misery) deyimini hatırlayın. Bu, kelimeyi büyük acı kavramıyla ilişkilendirmenize yardımcı olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.