modal verb

must

-meli/-malı, gerekli, olmazsa olmaz

You must finish your homework.

Ödevini bitirmelisin.

He must be tired.

Yorgun olmalı.

This new phone is a must-have.

Bu yeni telefon olmazsa olmazlardan.

must + [fiilin yalın hali] bir şeyi yapmak zorunda olmak You must stop at the red light.

must be + [sıfat/isim] kesinlikle öyle olmak She isn't answering her phone, she must be busy.

a must [isim] olmazsa olmaz This book is a must for all students.

Eş anlamlılar: have to, need to, should

Eski İngilizce'de 'izin verilmek, zorunda olmak' anlamına gelen 'motan' fiilinin geçmiş zaman hali olan 'moste' kelimesinden gelir.

Hem fiil hem de isim kullanımını hatırlamak için 'Bunu yapMALIyım, bu bir ZORUNLULUK!' diye düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.