adjective

native

yerli, doğuştan

He is a native speaker of English.

Anadili İngilizce'dir.

These plants are native to the region.

Bu bitkiler bu bölgeye özgüdür.

She has a native talent for music.

Müziğe karşı doğuştan bir yeteneği var.

((bir yere)) bir yere özgü olmak These plants are native to the region.

Eş anlamlılar: indigenous, innate, inherent; Zıt anlamlılar: foreign, alien

Latince 'doğmuş, doğuştan' anlamına gelen 'nativus' kelimesinden, o da 'doğmak' anlamına gelen 'nasci'den türemiştir.

Doğduğunuz yer olan 'anavatanınızı' (native land) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.