verb

arouse

uyandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek

The speech aroused feelings of patriotism.

Konuşma vatanseverlik duygularını uyandırdı.

His strange behavior aroused our suspicions.

Garip davranışı şüphelerimizi uyandırdı.

The book is intended to arouse interest in history.

Kitap, tarihe ilgi uyandırmayı amaçlamaktadır.

((sth.)) (bir duygu, şüphe vb.) uyandırmak Makale büyük ilgi uyandırdı.

Eş anlamlılar: awaken, stimulate, provoke; Zıt anlamlılar: calm, soothe, pacify

Eski Fransızca 'a-' (yönelme) + 'rouser' (uyandırmak) kelimelerinden gelir. Temel fikir 'bir şeyi uyandırmak'tır.

Bir duygu, şüphe veya ilgide 'bir yükselişe' (a rise) neden olmayı düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.