verb

arrest

tutuklamak, yakalamak, durdurmak, çekmek

The police will arrest the suspect.

Polis şüpheliyi tutuklayacak.

The drug can arrest the spread of the disease.

İlaç, hastalığın yayılmasını durdurabilir.

((sb.)) (birini) tutuklamak Polis adamı tutukladı.

((sth.)) (bir şeyi) durdurmak Tedavi tümörün büyümesini durdurdu.

Eş anlamlılar: apprehend, detain, capture; Zıt anlamlılar: release, free

Eski Fransızca 'arester' kelimesinden, Latince 'ad-' (yönelme) + 'restare' (durmak, geride kalmak) kelimelerinden, kelimenin tam anlamıyla 'durdurmaya neden olmak'.

Bir polis memurunun birini hareketini durdurarak 'dinlenmeye' (rest) almasını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.