adjective

objective

objektif, tarafsız, nesnel

We need an objective opinion on this matter.

Bu konuda objektif bir görüşe ihtiyacımız var.

It's hard to be objective about your own children.

Kendi çocukların hakkında objektif olmak zordur.

objektif bir ((isim)) tarafsız bir (isim) We need an objective analysis of the situation.

((bir şey)) hakkında objektif olmak (bir şey) hakkında tarafsız olmak It is difficult to be objective about family.

Eş anlamlılar: impartial (tarafsız), unbiased (önyargısız); Zıt anlamlılar: subjective (öznel), biased (önyargılı)

Latince 'obiectum', yani 'zihne sunulan şey' kelimesinden gelir. Duygulardan ziyade gerçeklere ve realiteye ('nesne') dayanır.

Objektif bir bakış, bir kameranın bakışı gibidir - kişisel duygular olmadan nesneyi olduğu gibi gösterir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.