verb

occupy

işgal etmek, meşgul etmek, doldurmak

The army will occupy the city.

Ordu şehri işgal edecek.

The new furniture occupies a lot of space.

Yeni mobilyalar çok yer kaplıyor.

Work occupies most of her time.

İş, zamanının çoğunu alıyor.

((sth.)) bir alanı veya zamanı doldurmak. İş, zamanının çoğunu alıyor.

((sth.)) bir yeri askeri güçle kontrol altına almak. Ordu şehri işgal edecek.

Eş anlamlılar: take over, fill, inhabit, engage

Latince 'occupare' (ele geçirmek) kelimesinden, 'ob-' (üzerinde) + 'capere' (almak) köklerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla bir şeyi 'ele geçirmek' demektir.

Bir tuvalet kapısındaki 'Occupied' (Dolu/Meşgul) yazısını düşünün. Bu, birinin içerideki alanı 'işgal ettiği' anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.