noun

officer

memur, subay, polis, yetkili

A police officer helped us find the way.

Bir polis memuru yolu bulmamıza yardım etti.

He is an officer in the army.

O, orduda bir subay.

She is a senior officer of the company.

Şirketin üst düzey bir yetkilisidir.

((bir kişi)) bir polis gücü üyesi A police officer helped us find the way.

((bir kişi)) bir organizasyonda yetki sahibi bir kişi He is an officer in the army.

Eş anlamlılar: agent, official, executive, policeman

'Office' (görev, makam) kelimesinden gelir. 'Officer', böyle bir pozisyona sahip olan kişidir.

Bir 'ofiste' (office) çalışan veya polis memuru ya da şirket yetkilisi gibi 'resmi' (official) yetkiye sahip birini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.