adjective

old

eski, yaşlı

My grandfather is very old.

Büyükbabam çok yaşlı.

This is an old book.

Bu eski bir kitap.

I miss my old friends.

Eski arkadaşlarımı özledim.

((old)) + isim ((eski)) bir araba an old car

özne + olmak + ((old)) ((yaşlı/eski)) olmak He is 90 years old.

Eş anlamlılar: aged, ancient, former; Zıt anlamlılar: new, young, modern

Eski İngilizce'de 'büyümüş, olgun' anlamına gelen 'eald' veya 'ald' kelimesinden gelir.

Bir ağacın halkalarını düşünün. Ne kadar çok halkası varsa o kadar 'yaşlıdır'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.