noun

ordinance

yönetmelik, kararname, kanun

The city passed a new noise ordinance.

Şehir yeni bir gürültü yönetmeliği çıkardı.

There is an ordinance against parking here.

Burada park etmeye karşı bir yönetmelik var.

((sth.))'a karşı bir yönetmelik an ordinance against ((sth.)) There is an ordinance against littering.

bir yönetmelik çıkarmak to pass an ordinance The council voted to pass the ordinance.

Eş anlamlılar: law, regulation, decree, statute

Latince 'düzenlemek' anlamına gelen 'ordinare'den gelir ve 'order' (düzen) ile ilgilidir. Düzeni sağlamak için bir kural anlamına gelir.

Bir 'yönetmeliği' (ordinance), bir şehir gibi yerel bir otoritenin işleri 'düzende' (order) tutmak için verdiği bir tür 'emir' (order) olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.