adjective

ordinary

sıradan, normal, olağan

It was just an ordinary day.

Sadece sıradan bir gündü.

He is an ordinary man with a simple life.

O, basit bir hayatı olan sıradan bir adam.

This is no ordinary cat.

Bu sıradan bir kedi değil.

sıradan bir ((isim)) an ordinary ((noun)) It was an ordinary school day.

sıradışı out of the ordinary Her behavior was out of the ordinary.

Eş anlamlılar: normal, usual, common, regular; Zıt anlamlılar: extraordinary, special, unusual

Latince 'düzenli, sıralı' anlamına gelen 'ordinarius'tan, o da 'düzen' anlamına gelen 'ordo'dan gelir.

'Sıradan' (ordinary) bir şey, işlerin normal 'düzenini' (order) takip eder. Zıttı olan 'olağanüstü' (extraordinary), sıradanın 'dışında' (extra-) anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.