preposition

outside

dışında

The cat is waiting outside the door.

Kedi kapının dışında bekliyor.

It's warm enough to play outside.

Dışarıda oynamak için hava yeterince sıcak.

The outside of the house needs paint.

Evin dışının boyaya ihtiyacı var.

We painted the outside walls.

Dış duvarları boyadık.

outside ((sth.)) bir şeyin içinde olmayan bir konumda (edat) There is a table outside the cafe.

((verb)) outside açık havada; bir binada değil (zarf) The children are playing outside.

the outside of ((sth.)) bir şeyin dış yüzeyi veya kısmı (isim) The outside of the apple is red.

the outside ((noun)) dışta bulunan (sıfat) The outside light is broken.

Eş anlamlılar: outdoors (açık hava); Zıt anlamlılar: inside (içeri)

'out' (dış) ve 'side' (taraf) kelimelerinden. Kelimenin tam anlamıyla dışarıda olan taraf demektir.

'inside' (içeri) kelimesinin zıttıdır. Bir kutunun 'dış' ('out') 'tarafını' ('side') düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.