adjective

packed

dolu, kalabalık, tıklım tıklım

The train was packed with people.

Tren insanlarla doluydu.

I have a packed schedule today.

Bugün yoğun bir programım var.

She sent me a box packed with gifts.

Bana hediyelerle dolu bir kutu gönderdi.

((packed with sth./sb.)) (bir şey/biri) ile dolu Otobüs turistlerle doluydu.

Eş anlamlılar: crowded (kalabalık), full (dolu), crammed (tıkış tıkış); Zıt anlamlılar: empty (boş), spacious (geniş)

'to pack' (paketlemek, doldurmak) fiilinin geçmiş zaman ortacıdır.

Kapatması zor olacak kadar dolu bir bavul hayal edin - işte o 'packed' durumdadır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.