noun

paradox

paradoks, çelişki, aykırılık

It's a paradox that saving money costs money.

Para biriktirmenin paraya mal olması bir paradokstur.

He was a paradox—a rich man who lived simply.

O bir paradokstu; basit yaşayan zengin bir adam.

((bir)) paradoks ((...)) bir paradoks, bir çelişki Bu, modern yaşamın klasik bir paradoksudur.

Eş anlamlılar: çelişki, tutarsızlık; Zıt anlamlılar: aksiyom, herkesçe bilinen gerçek

Yunanca 'para-' (karşı, ötesinde) + 'doxa' (görüş) kelimelerinden gelir. 'Genel görüşe aykırı' anlamına gelir.

Görünüşte çelişkili ama aslında doğru olabilecek bir durumu düşünün, örneğin 'ne kadar çok verirsen o kadar çok alırsın'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.