adjective

parallel

paralel, koşut, benzer

The two roads are parallel to each other.

İki yol birbirine paraleldir.

We are working on parallel projects.

Paralel projeler üzerinde çalışıyoruz.

There are many parallels between their lives.

Hayatları arasında birçok paralellik var.

((sth. -(y)a paralel)) (sth.) boyunca uzanan Demiryolu otoyola paraleldir.

((sth. ile paralel olarak)) (sth.) ile aynı anda gerçekleşen Çalışma, başka bir deneyle paralel olarak yürütüldü.

Synonyms: concurrent, corresponding; Antonyms: divergent, intersecting

Yunanca 'para-' (yanında) + 'allēlos' (birbiri). 'Birbirinin yanında' anlamına gelir.

'Parallel' kelimesinin ortasındaki iki 'l' harfi birbirine paraleldir, bu da yazılışını ve anlamını hatırlamanıza yardımcı olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.