verb

pass

geçmek, uzatmak, başarmak, geçip gitmek

Please pass the salt.

Lütfen tuzu uzatır mısın?

I passed the exam.

Sınavı geçtim.

A car passed us on the highway.

Otoyolda bir araba bizi geçti.

Time passes so quickly.

Zaman ne çabuk geçiyor.

((sth.)) ((sb.))'a uzatmak bir şeyi birine vermek. Can you pass the book to me?

((sth.))'ı geçmek bir sınavda başarılı olmak. She passed her driving test.

((sth./sb.))'ın yanından geçmek bir şeyin veya birinin yanından gitmek. I pass the library on my way to work.

Eş anlamlılar: go by, move past, hand over, succeed; Zıt anlamlılar: fail, stop, keep

Latince 'passus' (bir adım, hız) kelimesinden gelir. 'Pass' (geçmek), bir şeyin yanından 'adımlayarak' geçmek veya ötesine gitmektir.

Sınırlardan 'geçmenizi' sağlayan 'pasaportu' düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.