adjective

passing

geçici, kısa süreli, geçer

It was just a passing comment.

Bu sadece geçerken söylenmiş bir yorumdu.

He has a passing interest in history.

Tarihe karşı geçici bir ilgisi var.

She received a passing grade on the test.

Testten geçer not aldı.

bir ((geçici)) isim. It was just a passing comment.

Eş anlamlılar: brief (kısa), fleeting (geçici), temporary (geçici); Zıt anlamlılar: permanent (kalıcı), lasting (uzun süreli)

'to pass' (geçmek) fiilinin şimdiki zaman ortacından gelir.

Yanınızdan 'geçip giden' bir şey hayal edin; sadece bir anlığına oradadır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.