adjective

passionate

tutkulu, ateşli, ihtiraslı

She is a passionate advocate for animal rights.

Hayvan haklarının tutkulu bir savunucusudur.

They shared a passionate kiss.

Tutkulu bir öpücük paylaştılar.

((about sth./sb.)) (bir şey/biri) hakkında tutkulu olmak She is passionate about her work.

((in sth.)) (bir şeyde) tutkulu olmak He is passionate in his beliefs.

Eş anlamlılar: ardent, fervent, enthusiastic; Zıt anlamlılar: apathetic, indifferent

Latince 'passio' (acı çekme, duygu) kelimesinden, sıfat yapan '-ate' ekiyle türetilmiştir.

Sizi o kadar güçlü bir duyguyla dolduran bir 'passion' (tutku) düşünün ki 'passionate' (tutkulu) olursunuz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.