adjective

passive

pasif, edilgen, eylemsiz

He has a very passive personality.

Çok pasif bir kişiliği var.

The verb is in the passive voice.

Fiil edilgen çatıdadır.

Passive smoking can also be harmful.

Pasif içicilik de zararlı olabilir.

pasif olmak harekete geçmeden olanı kabul etmek He tends to be passive in meetings.

edilgen çatı öznenin eylemi aldığı gramer yapısı This sentence is in the passive voice.

Eş anlamlılar: inactive, submissive; Zıt anlamlılar: active, assertive

Latince 'passivus' kelimesinden, 'pati' (acı çekmek, katlanmak) fiilinden türemiştir. 'active' kelimesinin zıttıdır.

Harekete geçmeden olayların kendi başına olmasına izin veren birini düşünün. Harekete geçme şansını 'pas' geçiyorlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.