adjective

past

geçmiş, eski, geçen

In past years, this was a quiet town.

Geçmiş yıllarda burası sakin bir kasabaydı.

We cannot change the past.

Geçmişi değiştiremeyiz.

He walked right past me.

Tam yanımdan yürüyüp geçti.

It is half past ten.

Saat on buçuk.

past + ((isim)) geçmiş Son birkaç gün sıcak geçti.

the past geçmiş Geçmiş arkamızda kaldı.

((fiil)) + past + ((isim)) ...-nın önünden geçmek Arabayla evin önünden geçti.

Synonyms: former, previous; Antonyms: future, present

'Geçmek' (pass) fiilinden türemiştir. 'Geçip gitmiş' zaman 'geçmiş'tir.

Anlamını hatırlamak için yanınızdan 'geçip giden' (passed) zamanı düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.