Adjektiv

akuten

akut, şiddetli, keskin

Er leidet an einem akuten Mangel.

Akut bir eksiklikten muzdarip.

Wir müssen den akuten Fall besprechen.

Akut vakayı görüşmemiz gerekiyor.

((akut)) + isim (dat./gen./akk. eril) akut... Akut hastaya yardım ediyor.

ani, şiddetli, acil; Zıt anlamlılar: chronisch (kronik)

Latince 'keskin, sivri' anlamına gelen 'acutus' kelimesinden gelir.

Geometrideki 'dar açı' (acute angle) gibi düşünün: keskin ve ani bir durumu ifade eder.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.