Nomen

die Frist

süre, mühlet, vade

Die Frist für die Bewerbung ist morgen.

Başvuru için son tarih yarın.

Wir müssen die Frist einhalten.

Süreyi aşmamalıyız.

Er bat um eine längere Frist.

Daha uzun bir süre istedi.

((bir şey için)) süre belirlemek eine Frist ((für+4)) setzen Der Lehrer setzt eine Frist für die Hausaufgaben.

süreye uymak eine Frist einhalten Man muss die Fristen immer einhalten.

süre dolmak die Frist läuft ab Die Frist für das Angebot läuft bald ab.

Eş anlamlılar: Deadline, Termin, Stichtag; Zıt anlamlılar: Unbefristet (süresiz)

Eski Yüksek Almanca'da belirli bir zaman dilimi anlamına gelen 'frist' kelimesinden gelir.

İngilizce 'first' (ilk) kelimesine benziyor. Son teslim tarihinin 'ilk' önceliğiniz olduğunu düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.