Verb

begründen

gerekçelendirmek, kurmak, dayandırmak

Sie begründeten die Firma im Jahr 1990.

Şirketi 1990 yılında kurdular.

Er muss seine Entscheidung gut begründen.

Kararını iyi gerekçelendirmeli.

Das ist ein begründeter Verdacht.

Bu haklı bir şüphe.

((et4)) ((mit+3)) (bir şeyi) (bir şeyle) gerekçelendirmek Yokluğunu bir hastalıkla gerekçelendiriyor.

((et4)) (bir şeyi) kurmak Yeni bir vakıf kurdular.

Eşanlamlılar: rechtfertigen (haklı çıkarmak), erklären (açıklamak); Zıtanlamlılar: widerlegen (çürütmek)

'be-' öneki (geçişli yapar) + 'Grund' (gerekçe, temel). Kelimenin tam anlamıyla 'bir şeye gerekçe sunmak' veya 'temel atmak'.

Bir tartışma veya şirket için 'Grund' (temel/gerekçe) oluşturduğunuzu düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.