Adjektiv

bewohnt

içinde oturulan, meskun

Das Haus ist nicht mehr bewohnt.

Evde artık kimse oturmuyor.

Die Insel ist dicht bewohnt.

Ada yoğun nüfusludur.

[isim] içinde oturulan [isim] ist bewohnt Das Haus ist bewohnt.

yerleşim yeri olan; Zıt anlamlılar: unbewohnt (içinde oturulmayan), leer (boş)

'bewohnen' (ikamet etmek) fiilinin geçmiş zaman ortacı, 'be-' ön eki ve 'wohnen' (oturmak) fiilinden oluşur.

Bunu 'wohnen' (oturmak) fiiliyle ilişkilendirin. Bir yer 'bewohnt' ise, orada birisi 'wohnt' (oturuyor) demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.