Verb

bringen

getirmek, götürmek, kazandırmak

Bitte bring mir ein Glas Wasser.

Lütfen bana bir bardak su getir.

Ich bringe dich zum Bahnhof.

Seni istasyona götüreceğim.

Das bringt Unglück.

Bu uğursuzluk getirir.

((j-m)) ((et4)) (birine) (bir şey) getirmek Bitte bring mir ein Glas Wasser.

((j-n)) ((nach/zu et3)) (birini) (bir yere) götürmek Ich bringe dich zum Flughafen.

Benzer: holen (gidip almak), tragen (taşımak)

Eski Yüksek Almanca 'bringan' kelimesinden, İngilizce 'bring' ile kökteş.

İngilizce 'bring' kelimesine benzer, anlamı da aynıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.