Partizip II

gespielt

oynanmış, çalınmış, yapmacık

Wir haben gestern Karten gespielt.

Dün kart oynadık.

Seine Überraschung war nur gespielt.

Onun şaşkınlığı sadece yapmacıktı.

((haben/sein)) + gespielt ((et4)) bir şeyi oynamış/çalmış olmak Wir haben Fußball gespielt.

gespielt + ((İsim)) yapmacık ... Das war eine gespielte Freundlichkeit.

Eş anlamlılar (yapmacık için): vorgetäuscht, geheuchelt

'spielen' (oynamak, çalmak) fiilinin geçmiş zaman ortacı, 'ge-' önekiyle oluşturulur.

Bir rolü 'oynayan' bir aktör düşünün. Duyguları 'oynanmıştır' (gespielt).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.