Adjektiv

gewohnter

alışılmış, alışkın, her zamanki

Sie erledigte die Arbeit mit gewohnter Sorgfalt.

İşi her zamanki özeniyle tamamladı.

((Sıfat)) + ((İsim)) bir ismi niteler Mit gewohnter Präzision löste er das Problem.

((et4)) gewohnt sein bir şeye alışkın olmak Ich bin diese Arbeit gewohnt.

Eş anlamlılar: üblich, vertraut, bekannt; Zıt anlamlılar: ungewohnt, neu

'gewöhnen' (alıştırmak) fiilinin geçmiş zaman ortacı. Bir şeye alışkın olma durumunu tanımlar.

Bunu 'gewöhnen' (alışmak) ile bağdaştırın. Bir şeye 'gewohnt' iseniz, o size tanıdık gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.