Verb

schränken

sınırlamak, kısıtlamak, kavuşturmak (kolları)

Er musste sich finanziell schränken.

Mali olarak kendini kısıtlamak zorunda kaldı.

Sie schränkte die Arme vor der Brust.

Kollarını göğsünün önünde kavuşturdu.

sich ((auf+4)) schränken kendini bir şeye sınırlamak İnsan kendini esas olanla sınırlamalıdır.

et4 schränken bir şeyi sınırlamak Yeni kurallar özgürlüğü sınırlıyor.

Eş anlamlılar: begrenzen, limitieren; Zıt anlamlılar: erweitern

'Schrank' (dolap) kelimesiyle ilgilidir, bir şeyi kapalı bir alana koyma fikrinden gelir.

Kıyafetleriniz için alanı 'schränkt' (sınırlayan) bir 'Schrank' (dolap) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.