Verb

tauchen

dalmak, daldırmak

Im Urlaub wollen wir tauchen gehen.

Tatilde dalışa gitmek istiyoruz.

Er tauchte den Löffel in die Suppe.

Kaşığı çorbaya daldırdı.

Ein U-Boot kann tief tauchen.

Bir denizaltı derine dalabilir.

((geçişsiz)) dalmak Hafta sonu dalmaya gidiyoruz. Wir gehen am Wochenende tauchen.

((et4)) ((in+4)) bir şeyi bir şeye daldırmak Bisküviyi çaya batırıyor. Sie taucht den Keks in den Tee.

Eş anlamlılar: batmak; Zıt anlamlılar: auftauchen (yüzeye çıkmak)

Eski Yüksek Almanca'da 'derine girmek' anlamına gelen 'tūhhan' kelimesinden gelir.

'tauschen' (değiş tokuş etmek) ile karıştırmayın. 'tauchen' suya girmeyi içerir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.