Präposition

voller

dolu

Der Korb ist voller Äpfel.

Sepet elma dolu.

Er sprach voller Begeisterung.

Coşkuyla konuştu.

voller+2 ((bir şeyin)) ile dolu Park insan doluydu.

Eş anlamlılar: voll von, gefüllt mit

'voll' (dolu) sıfatından türemiştir.

İngilizce'deki 'full of' ifadesine çok benzer. Bir şeyin taşacak kadar dolu olduğunu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.