verb

reach

ulaşmak, erişmek, başarmak, irtibat kurmak

We will reach the city in an hour.

Bir saat içinde şehre ulaşacağız.

Can you reach the book on the top shelf?

En üst raftaki kitaba uzanabilir misin?

She wants to reach her full potential.

Tüm potansiyeline ulaşmak istiyor.

I have been trying to reach you all day.

Bütün gün sana ulaşmaya çalışıyorum.

((bir yer)) bir yere veya seviyeye varmak. We will reach the city in an hour.

((için uzanmak)) bir şeyi almak için kolunu uzatmak. Can you reach for the book on the top shelf?

((birine)) biriyle iletişim kurmak. I have been trying to reach you all day.

Eş anlamlılar: varmak, elde etmek, başarmak; Zıt anlamlılar: ayrılmak, gitmek

Eski İngilizce'de 'uzanmak' anlamına gelen 'ræcan' kelimesinden türemiştir.

Uzak bir şeye 'ulaşmak' (reach) için kolunuzu 'uzattığınızı' (reach) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.