noun

reconciliation

uzlaşma, barışma, mutabakat

The meeting was a step towards reconciliation.

Toplantı, uzlaşmaya yönelik bir adımdı.

He sought reconciliation with his estranged father.

Ayrı düştüğü babasıyla barışmak istedi.

The reconciliation of the accounts took a long time.

Hesapların mutabakatı uzun zaman aldı.

((uzlaşma)) ((arasında)) iki taraf arasında dostane ilişkilerin yeniden kurulması There is a need for reconciliation between the two groups.

((uzlaşma)) ((ile)) biriyle dostane ilişkilerin yeniden kurulması She desires a reconciliation with her sister.

((mutabakatı)) hesapları tutarlı hale getirme süreci The reconciliation of the budget is complete.

Eş anlamlılar: settlement, resolution, harmony; Zıt anlamlılar: conflict, estrangement

'reconcile' fiilinden, Latince 're-' (tekrar) + 'conciliare' (bir araya getirmek). Tekrar bir araya getirme eylemi.

Bu, 'reconcile' fiilinin isim halidir. Uzlaşma eylemi veya durumu.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.