verb

row

kürek çekmek, sıra, dizi, kavga

He likes to row on the river.

Nehirde kürek çekmeyi sever.

The houses are in a neat row.

Evler düzgün bir sıra halinde.

They had a row about money.

Para yüzünden kavga ettiler.

((sth.)) (bir tekneyi) kürek çekmek Teknesinde kürek çekmeyi sever.

((across/down/up sth.)) belirli bir yönde kürek çekmek Gölün karşısına kürek çektik.

Fiil: paddle; İsim (sıra): line, queue; İsim (kavga): argument, quarrel

Eski İngilizce'de 'bir çizgi' anlamına gelen 'rāw' kelimesinden gelir. Fiil anlamı, belki de küreklerin bir sıra halinde hareket etmesi fikriyle ilgilidir.

Bir *row* (sıra) ağacın önünden tekneyi *row* (kürek çekme) sırasının kimde olduğu konusunda bir *row* (kavga) yaşadığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.