verb

smile

gülümsemek

She always smiles at me.

Bana her zaman gülümser.

He smiled to himself.

Kendi kendine gülümsedi.

((biri)) gülümser ağzınızla mutlu bir ifade yapmak She smiles a lot.

((biri)) ((birine/bir şeye)) gülümser birine veya bir şeye bakarak gülümsemek He smiled at the joke.

Eş anlamlılar: grin (sırıtmak), beam (ışıldamak). Zıt anlamlılar: frown (kaşlarını çatmak), scowl (somurtmak).

Orta İngilizce'den, İskandinav kökenli, Orta Yüksek Almanca 'smielen' ile ilgili.

Bir 'mil' ('mile') boyunca mutlu yüzler hayal edin, hepsi bir 'gülümseme' ('smile') ile. Ayrıca isim olabileceğini de unutmayın ('güzel bir gülümseme').

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.