verb

spoil

bozmak, şımartmak, çürümek

The rain spoiled our picnic.

Yağmur pikniğimizi mahvetti.

She spoils her grandchildren.

Torunlarını şımartıyor.

The milk will spoil if you leave it out.

Sütü dışarıda bırakırsan bozulur.

((bir şeyi)) bozmak The rain spoiled our picnic.

((birini)) şımartmak She spoils her grandchildren.

(nesnesiz) bozulmak The milk will spoil if you leave it out.

Eş anlamlılar: ruin, corrupt, pamper; Zıt anlamlılar: improve, discipline

Eski Fransızca'da 'yağmalamak, soymak' anlamına gelen 'espoillier' kelimesinden gelir. Başlangıçta değerli bir şeyi almak anlamına geliyordu.

Üç ana anlamını düşünün: bir planı bozmak (ruin), bir çocuğu şımartmak (pamper) ve yiyeceğin bozulması (rot).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.