verb

stipulate

şart koşmak, belirtmek, öngörmek

The contract stipulates a delivery date.

Sözleşme bir teslimat tarihi şart koşuyor.

The law stipulates that you must wear a seatbelt.

Yasa, emniyet kemeri takmanız gerektiğini belirtiyor.

((that)) (-dığını) şart koşmak Yasa, emniyet kemeri takmanız gerektiğini belirtiyor.

((sth.)) (bir şeyi) şart koşmak Sözleşme bir teslimat tarihi şart koşuyor.

Eş anlamlılar: specify, require, demand, lay down

Latince 'stipulatus' kelimesinden gelir, 'resmi bir söz talep etmek' anlamına gelen 'stipulari' fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. 'Sert' veya katı bir kural koymak gibi düşünün.

Bir sözleşmenin içinde önemli noktaları 'şart koşan' (stipulating) bir 'zımba' (staple) olduğunu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.