verb

suppose

sanmak, varsaymak, farz etmek

I suppose he will be late.

Sanırım geç kalacak.

Suppose we miss the train, what will we do?

Diyelim ki treni kaçırdık, ne yapacağız?

You were supposed to be here an hour ago.

Bir saat önce burada olman gerekiyordu.

sanmak ((ki ...)) bir şeyin doğru olabileceğini düşünmek Sanırım haklısın.

-meli/-malı, gerekmek ((bir şey yapmak)) bir şeyi yapması beklenmek veya gerekmek Saat 10'da buluşmamız gerekiyor.

Eş anlamlılar: varsaymak, düşünmek, tahmin etmek, hayal etmek

Eski Fransızca 'supposer' kelimesinden, 'sub-' (altında) ve 'poser' (yerleştirmek) kelimelerinden türemiştir. Kelimenin tam anlamıyla, bir argümanın temeli olarak 'altına yerleştirmek' demektir.

Bir şeyi 'suppose' (sanmak) ettiğinizde, mantığınızın 'altına' bir fikir 'koyarsınız'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.