verb

tells

söylemek, anlatmak, ayırt etmek, emretmek

He tells me a story every night.

Her gece bana bir hikaye anlatır.

She tells him to be quiet.

Ona sessiz olmasını söyler.

Can you tell the difference?

Farkı anlayabiliyor musun?

Time will tell if it was a good decision.

İyi bir karar olup olmadığını zaman gösterecek.

((birine)) ((bir şeyi)) söylemek He tells his son a story.

((birine)) ((bir şey yapmasını)) söylemek She tells him to be quiet.

((farkı anlamak)) farkı anlamak Can you tell the difference?

Eş anlamlılar: say, narrate, inform, recount

Eski İngilizce'de 'hesaplamak, saymak, ilişkilendirmek' anlamına gelen 'tellan' kelimesinden gelir. Bir hikaye anlatmak veya bilgi vermek anlamına gelecek şekilde gelişmiştir.

Bir 'masalı' ('tale') 'anlattığınızı' ('tell') unutmayın. Kelimeler çok benzer.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.