preposition

through

içinden, arasından, vasıtasıyla, boyunca

We walked through the forest.

Ormanın içinden yürüdük.

He got the job through an agency.

İşi bir ajans aracılığıyla buldu.

She worked right through the night.

Bütün gece çalıştı.

I'm halfway through the book.

Kitabın yarısındayım.

((through sth.)) (bir yerin) içinden, arasından Ormanın içinden yürüdük.

((through sth.)) (bir şey) aracılığıyla, vasıtasıyla İşi bir ajans aracılığıyla buldu.

((through sth.)) (bir zaman dilimi) boyunca Bütün gece çalıştı.

Eş anlamlılar: via (aracılığıyla), across (karşısına).

Eski İngilizce'deki 'þurh' kelimesinden gelir ve Almanca 'durch' ile akrabadır.

Bir tünelin 'içinden' geçtiğinizi hayal edin. 'Through' bu geçişi ifade eder.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.