verb

thrust

itmek, sokmak, saplamak

She thrust the key into the lock.

Anahtarı kilide soktu.

He thrust his way through the crowd.

Kalabalığın arasından iterek yolunu açtı.

Responsibility was thrust upon her.

Sorumluluk onun üzerine yüklendi.

((bir şeyi)) ((içine/arasından/doğru bir şeye)) (bir şeyi) aniden ve zorla itmek He thrust the book at me.

Synonyms: push, shove, jab; Antonyms: pull, draw

Eski Norsça 'þrysta' (itmek, bastırmak, sıkmak) kelimesinden gelir.

Bir roketin 'itme gücünü' (thrust) düşünün - güçlü, ileriye dönük bir itme. Geçmiş zaman ve geçmiş zaman ortacının da 'thrust' olduğunu unutmayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.