noun

trap

tuzak, kapan, hile, ağız

They set a trap to catch the mouse.

Fareyi yakalamak için bir tuzak kurdular.

It was a trap, and we walked right into it.

Bu bir tuzaktı ve biz de tam içine düştük.

He shut his trap when the teacher looked at him.

Öğretmen ona bakınca çenesini kapattı.

((sayılabilen)) hayvanları yakalamak için bir düzenek They set a trap to catch the mouse.

((sayılabilen)) birini kandırmak için zekice bir plan It was a trap, and we walked right into it.

((sayılabilen, argo)) ağız, çene Shut your trap!

Eş anlamlılar: snare, pitfall, ambush

Eski İngilizce 'træppe' kelimesinden gelir. Almanca 'treppen' (basmak) ile ilgilidir.

Üzerine bastığınızda sizi yakalayan bir şey hayal edin - bir tuzak. Ayrıca zor bir durum veya gayriresmi olarak 'ağız' için de kullanılır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.